Bir yetim fotoğrafına bakarken gözlerim dolu dolu uzaklara daldım,
O temiz yüz, o içi ışıldayan bakış…
Beni geçmişe götürdü, tek bir fotoğraf yetti hatırlamaya

Bir yetimin Ahvali nasıldı dedim,
Ama henüz RABBİNİ tanımayan bir yetimin ahvali…?
Sahi nasıldı…

Annemi düşündüm önce… O yetimliği hissettirmemek için derin çabaları…
Oturmaya komşuya gitmezdi, bizi de götürmezdi,
Ya yavrularım babalarına koşan o çocukları görürse kalbi incinir diye…
Kapatırdı kendini bize.
Üstelik ben de onun eşi yanında olmadan yaşadığı çaresizlikleri anlayabiliyordum
Üzüntümü belli etmeden onu üzmeme peşindeydim

Sadece okula başladığım gün Öğretmenimin ‘’Baban ne iş yapıyor?’’ sorusuydu 
İlk kalbimin kırıldığı an…
Zil çalsa da ben söylemeden teneffüs olsa dediğimi,
Kalbimin heyecandan küt küt attığını
Sırf  "Benim babam öldü öğretmenim ama annem çalışıyor." dememek için.
Bunu bir eksiklik olarak düşünüyordum,
5 yaşındayken insan biraz komik olabiliyor tabi 

Abimi ve ablamı hatırlıyorum… 
Mutluluğumuzun gerçek olduğunu ve birbirimize olan bağlılığımızı
Evde gülme seslerinin eksik olmadığını
Annemin bazen ödemeler için zorluk yaşadığı an bir yerden mucize gibi para geldiğini
Yokluğun bize hiç temas etmediğini 
Evde hep bir bayram şenliği olduğunu
Gözlerimizin hep parladığını söyleyen ve bizi severken başımızı okşayan birileri olduğunu…
Şu an o başı okşayan tarafta olduğum için daha fazla tutamadan ağlamaya başladım…
Çok büyüksün RABBİM
Şimdi yetimi yetimle sevindiren RABBİM, Sen çok büyüksün.

Şimdi görüyorum 
ALLAH’ın hep yanımızda olduğunu…
ALLAH’ın en sevdiği kulunu yetim bıraktığını
En sevdiğim kulum dediğini de kimsesiz ve çaresiz olanlardan seçtiğini 
Bunun bir eksiklik değil, Seni baban yetiştirmeyecek ‘’Ben yetiştireceğim’’ dediğini
Bunun da bir hakediş olduğunu…

İyi ki varsın RABBİM.
Ya sen olmasaydın…