İşte ‘Beraat Gecesi’, 
O Şaban’ın on beşinci gecesi,
Saklanmış levhalardan bir parça olan o gerçekliğin,
Dünya semasına inme zamanıdır…
En uzak gökten, en yakın göğe yolculuğunun tamamlanmasıdır…


Ne uzun bir yol,
Ne güzel bir hediye…
Günün ilk dakikalarında olduğu gibi, 
Işık kendini göstermeye başlamış yeryüzüne…


Biz yeryüzünde azgınlığımızın doruğuna ulaşmışken,
O gökyüzünde, o ne uzun bir yol,
O ne güzel bir hediye,
O nasıl bir merhamet, 
Ve bu, ne güzel bir af!


Derler ya; 
Affetmek ALLAH’a mahsustur…
Çünkü af; yapıp ettiklerimin, kusurumun,
Sonucunda başıma gelecek olanların,
Kader çizgimden yok oluşudur… 


Bunu yapmaya gücü yetecek olan da ancak ve ancak O ’dur.
Affetmek ALLAH’ a mahsustur.


İşte bu gece o gece…
Sema’ya yaklaştığı…
ALLAH’ ın bize daha da yaklaştığı…


Bir kandile yaklaşıldığında nasıl ışık artarsa,
Hayatlarımızdaki nurun da 
O’nun yaklaşmasıyla arttığı,
Gece bu gece…


Işıklar arttıkça,
ALLAH’ın sessiz bir haykırışı olur bu gece;
Sadece Müminlerin kalplerinde duyulan…


Der ki; asıl kurtuluşa erdiren;
“Yok mu benden af isteyen? Onu affedeyim…”
Çünkü öyle ya, insanoğlu sayısız yanlışlar yapandır…
‘Işıklı,’ bu gibi geceler olmasa,
Ömrü af dilemeye de yetmeyecek olandır…


Sonra devam eder, o merhametlilerin en merhametlisi;
“Yok mu benden rızık isteyen? Ona rızık vereyim…”
Öyle ya, ALLAH zengindir, bizse fakir.
Rızık göndermekten aciz değildir. 
O verir, onun zenginliğinde de azalma olmaz…
Rızkının darlığı bile belki yarattığının, bir günahındandır.


O sebepten ‘Beraat Gecesi’, 
Bir becerebilirsen o günahından af dilemeyi, 
Göreceksin ki,
Rızık göndermekten aciz olduğu için değildir senin darlığının sebebi…
Sonra devam eder o güzellerin en güzeli;
“Yok mu bir musibete uğrayan? Ona âfiyet vereyim…”
Öyle ya, ALLAH insana kafayı takmış da onunla uğraşan bir varlık değildir.
Her musibet, insanın ısrar ettiği bir günahının neticesidir…
Geri dön çağrısıdır…
Geri dönsün hatasından diyedir…
Artık kendine zarar vermesin diyedir…


Ve sen, 
Ey insan!
Geri dönebilirsen bu ‘Beraat Gecesinde’,
Musibetlerinden beraat ettirmenin,
Zor gelmediğini göreceksin RABBine…
Afiyet vermeye meyilli bulacaksın onu,
Günahta ne kadar haddi aşmış olduğunu fark etmezcesine…


Bu dilediğin afların belirleyecek, 
Seneye halimiz nice olacak…


O sebepten… 
Ey insan! 
Ömrün bitmediyse,
O gece, bu gece! 
Bir sene beklediğin,
Beklediğini bile bilmediğin…
Ulaşmanın kıymetini ancak ileride anlayabileceğin,
O gece bu gece!


Daha hayırlı bir işin olamaz bu gece!
Sakın unutma! Sakın boş verme! Sakın görmemezlikten gelme!


RABBine yakınlaşmak isteyenlerin ışık saçan gecesi, bu gece…
Yarattığı ışık ortadan kaybolduğunda, gözün algılayamadığı gerçek Nur’un semayı aydınlattığı,
O gece, bu gece…

Yarattığı kandil kendini gösterene kadar,
Gözlerin algılamaktan aciz olduğu Nur ile dolu olan bu gece!


Ey İnsan, 
Sakın hafif görme, sırf gözün göremedi diye!

O gece, bu gece… 

Ruhumuz RABB’ imizin nuruyla dolsun…
Dualarımız, tövbelerimiz makbul, 
Işıklı gecelerimiz mübarek olsun…