Merhaba sevgili okur…
Nasılsın?
Umarım iyisindir…
Bugün seninle paylaşmak istediklerim var…
İçime sığmayan satırlarım sana da uzansın istedim.
Sonunun ne zaman olduğunu bilmediğim öyküm, 
Sana da bulaşsın istedim…

Bir tren yolculuğunda farkettim bazı gerçekleri...
Hani böyle yeni bir pencere açılır ya insanın zihninde, 
Hah tam da öyle oldu işte.
Şehirler arası yolculuklarımın birinde, 
Olaylar arası bağlantıların gidip gelmelerinde,
Aklıma düşen düşene…

Başımı cama yaslamış, 
Yanımdan geçip giden ağaçları, hayvanları, insanları izliyordum…
Bir de henüz ulaşamadığım ufuktaki gün batımını…
Bir bir geride kalıyordu hepsi.
Önümde uzanansa bilinmezliğin habercisi…

Sonra camı açıp azıcık sarktım.
Trenin ön vagonları kıvrıla kıvrıla ilerliyordu.
Dumanlar tütüyordu çuf çuf diye,
Rüzgarın yüzüme vuran tatlı esintisi eşliğinde…
Tebessüm etmeden edemedim.

Gördüm ki bazı yollar düzdü,
Önü görünmüyordu.
Çünkü sabit bir şekilde ilerliyordu tren.
Düz durabiliyordum.

Bazı yollar ise kıvrımlıydı,
Tren dönerken oradan oraya savuruyordu beni.
Dolambaçlı yerlerde sabit kalamıyordum.
Dengem bozuluyor, bir sağa bir sola kayıyordum.

Kimi yollar da gördüm ki, yan yana trenler ilerleyebiliyordu…
Bazen eş zamanlı, 
Bazen biri ileride biri geride.
Ne önemi vardı?
Nasıl olsa hepsinin istasyonu farklıydı.

Zaman geçtikçe kesişen raylar gördüm…
Birbirinin içinden usulca geçip gidiyordu,
Nasıl oluyor da çarpışmıyorlar diye düşündüm.
Demek ki her biri sırasını bekliyordu.
Ve birbirlerinden haberdardı…

İrdelemeye başladım,
Benim öyküm de bu tren gibiydi…
Yer yer sade, 
Zaman zaman hareketli…
Bazen baskılı bazen kaygılı…
Bazen keyifli bazen tepkili…

Anladım ki,
Her olayda bir tepki veriyor, 
Doğru tepki verdiysem, bir sonraki rayımı da doğru dizebiliyordum.
Yani rotayı ön görebiliyordum,
İşaretleri okuyabiliyordum çünkü.
Öngörü sahibi oluyordum…

Yanlış tepkide ise,
Sonraki olaylar, kişiler daha da canımı sıkmaya başlıyordu.
Yolumu net dizememiş oluyordum.
Yanlış yola girince de,
Yakıtım yetmiyor, mutsuz oluyordum.

Tabi ya !
Trenin rotasını belirleyen raylardı.
Öykümün gidişatını belirleyen de tepkilerim.
Yanımdan geçip giden trenler, duraklar, yolcular… 
Hepsi birer figürandı.

Sana başımdan geçenleri detaylı anlatmıyorum.
Şu oldu, bu oldu demiyorum farkındaysan.
Var, sen ilişkilendir kendi öykünü.
Geçtiğin yolları, döşediğin rayları sen düşün.
Bilinç ver her birine…
Tepkilerin sana has çünkü…

Ah sevgili okur…
Hiç okudun mu kendi yaşamını?
Baktın mı raylarının kıvrımlarına…
Nerede dik durduğunu,
Nerede savrulduğunu…
Hangi yollardan geçtiğini…
Geçerken baskıda ne tepki verdiğini…
Neleri yitirdiğini, neleri yeşerttiğini…
Hangi istasyonları geride bıraktığını,
Hangileri ile dahaca tanışmadığını…

Nerede kızdın, nerede sakin kaldın iletişimlerinde?
Hangi ilişkinde yönetensin, hangisinde yönetilen?
Ticaretinin hangi hamlelerindesin?
Faydanın ve estetiğinin bilincinde misin? 

Evet bir kerelik bir yolculuk bu.
Geri dönüş bileti olmayan bir ömür…
İnsan hiç bitmeyecek sanıyor ama,
Bu yolun da bir sonu var…
Bu satırların da…
Zamanın da…
Hayatın da…

Demek istediğim o ki sevgili okur,
İnsan verdiği tepkilerle kendi hayatını dizayn eder.

Vakit ayırdığın için teşekkürler…
Belki bir gün ben de senin öykünü okurum…
Kim bilir…
Ne zaman bilmiyorum ama,
Nasıl olsa görüşeceğiz. 
Eninde sonunda…
O son istasyonda…
Şimdilik elveda…