‘Hadi bakalım aslan yeğenim kazandığın paralarla, arabayı değiştirirsin artık.’

Zeynep duyduğu cümle ile gülümsedi.

‘Babamın arabasını kullanmak daha iyi sanki amca.. Hem vergisi yok, sigorta kasko ödemesi yok, di mi?’ diyerek espri yaptı ama takılmıştı konuya. Takıldığı araba değiştirmek veya bir araba sahibi olmak değildi. 

“Neden?” dedi kendi kendine. İnsan neden biraz fazla kazanınca hemen sahip olduğu imkanları yükseltmek ister? Şu an kullandığı araba gayet kendisine yetiyorken, üstüne bir miktar daha koyup modelini yükseltmek mantıklı mıydı?

O zaman insan göz açıp kapayıncaya kadar geçen ömründe, sonunda hurda parçasına dönecek olan bir araca yıllarını harcamış olmaz mıydı? 

Aslında her konuda bunu yapmaya meyilli olduğunu fark etti insanoğlunun. 2+1 evim olsa diye hayal kurarken, o eve sahip olduktan kısa bir süre sonra 3+1 hayali kurmasına neden olan neydi? 

Hep daha fazlasını istemek mi yoksa sahip olduklarınla elinden gelenin en güzelini yapabilmek mi gerekirdi hayatta? Sahip olduklarının kendisine hayır getirmesini dilemek gerekmez miydi? Daha fazlasına, daha güzeline sahip olmak kişiyi daha iyiye götüren bir şey miydi? Daha iyiye gitmesi sahip olduklarıyla yapıp ettiklerine bağlı değil miydi?

Peki sahip olduklarım nelere hizmet etti şimdiye kadar? Şu yanımda duran sehpayı ne için kullandım? Yanımda duran kalemi ne için kullandım? Yazıcıyı ya da? Bilgisayarım, telefonum beni hayra yaklaştıracak bir amaca hizmet ettiler mi? Evimdeki koltuklarda sabrı tavsiye eden insanlar mı oturdu? Geceleyin lambaları ne için açık bıraktım? Peki ya kulaklarım? Sevmedikleri bir cümle işittiklerinde nasıl tepkiler verdim? Geceleyin açık bıraktığım gözlerim kim için açık kaldılar? En son terliklerimle nereye yürüdüm? Hayırlı bir mekan mıydı? Şu an kullandığım arabayı nerelerde kullanmıştım? Sahip olduğum tüm bu şeyler beni nereye götürdü? Henüz bunları cevaplamamışken yeni şeyler istemek mantıklı mıydı?

Zeynep bunları düşünürken amcasının sesiyle düşündüklerinden sıyrıldı.

‘Hadi bakalım. İnşALLAH şöyle son model bir araba alırsın. Yakışır yeğenime.’

Dalıp gittiği yerden geri geldi. Bazen hayat insana hiç beklemediği zamanlarda bazı fikirlerin kapısını açıyordu. Her insan, gideceği yerin uzaklığına göre bir araç diliyordu. İnsanın sahip oldukları da sadece bir araçtı. İnsanı gerçek amacına ulaştıracak bineğiydi. Herkes birbiriyle sohbete, Zeynep ise tekrar düşüncelere daldı.

Neler biriktirdim hayatta? Gözle görülen, şatafatlı, elle tutulur ama kaybolacak bir sürü eşya arasından ne kalacak bana? Bir miras kalsaydı bana, neyin miras kalmasını isterdim? Bir küp altın mutlu eder miydi beni? Yoksa beni uyguladığımda dünüme göre daha iyi hale getiren bilgiler mi? Anlaşılan tüm sokaklarım beni hayra götürmesini dilediğim bilgilere çıkıyor…” 

“Şunu anladım ki; hayırda beni toparlayacak tek sözü, bir küp dolusu altına değişmem…”