Saat 00.00

 

Ay ışığının karanlığa vurduğu bir gecede,

Yüzünü saran yansımaya bakıp,

Geceyi kucaklarcasına tüm soğuğu içime çekip,

Ayaklarını sarıp sarmalamak,

Üşüyen bedenine sıcak bir gölge olmak istiyorum…

 

Tüm düşen sesleri silip, kulaklarını kapayıp,

Tozlanmış bedenine karışmış gözyaşlarını silmek,

Sana sarılmak ve tüm sıcaklığımı verip,

Bir gün biteceğini söyleyen,

Yıkılmış duvara yansıyan bir gölgen olmak istiyorum…

 

Yağmurun yeryüzüne indiği bir günde,

Yere çöken dizlerini tutup,

Yağmura karışmış saçlarını örten, 

Gözyaşlarınla yağmuru ayıran,

Bulunduğun yerde seni asla bırakmayan,

Seninle beraber ıslanan, 

Sana mutluluk olan bir gölge olmak istiyorum…

 

Güneşin teni ısıttığı bir günde,

Yıkıntıların arasında bir bedeni 

Kucaklayarak uyandığın bir anda,

Seninle birlikte sabahlayan,

Ruhunu RAB ile doyuran bir gölge olmak istiyorum…

 

Ellerini avuçlarımın arasına alıp,

Büyüyünce her şeyin geçeceğini söyleyen,

Seninle saklambaç oyunu oynayan,

Karnının açlığını unutturan,

Arayışında seninle birlikte yollara düşen,

Seni takip eden bir gölgen olmak istiyorum…


Çaresizliğini düşündüğün bir günde,

Sana umudu hatırlatan,

Sana kulluğunu hatırlatan,

Gözyaşlarıyla huzura varışında,

Seninle birlikte secde eden bir gölge olmak istiyorum…


Kimi zaman bir babanın yere çöküşünde,

Kimi zaman bir çocuğun başını koyduğu taşın başucunda,

Kimi zaman bir annenin gözyaşlarının arasında,

Kimi zaman yalnız başına bir yaşlının bastonunda,

Kimi zaman bir kedinin korkudan titreyen kuyruğunda,

Kimi zaman da bir güvercinin kırık kanadında,

Sevincini ve hüznünü paylaşan,

Asla yalnız bırakmayan,

Bir gölge olmak istiyorum…

 

Filistin!

Benim kanayan yaram…

Üzerine yara bandı yapıştıramadığım,

Kapıyı çekip çıkamadığım,

Yere ve göğe bakışlarımı çekip baktıran,

Sessizliğin içindeki çığlığımsın…

Sen benim davamsın…

Sen beni Rabbime götüren burağımsın 

 

Filistin! Sen benim,

Gölgen olmak istediğim ama olamadığım,

Beni bırakmayan gölgemsin…