Kızının kitap projesi için çok uzun bir kitabın özet versiyonunu getirmişti Gamze. Akşam verirken kızı “Anne” demişti. “Okurken çok uykum geliyor, sana okusam olur mu?” 

Aslında yetiştirmesi gereken işleri vardı ama yine de kızını kıramamıştı.

“Oku bakalım” dedi. Zaten kitabın orijinalini okumuştu, biliyordu. Ama kızı okumaya başladıktan bir süre sonra bu getirdiği kopyaya pişman olmuştu. Çünkü kitabın bütün ruhu,edebi güzelliği yani o şık detayları yok olmuştu.

 

İnsanoğlu ve kaçırdıkları” diye geçirdi içinden. Detayları gereksiz görür, fazlalık görür.Kurtulmak ister, kendisine yük gelir. Hâlbuki sır detaydadır, güzellik detaydadır. Detayı algılayamayan, her şeyi tek bir şeymiş gibi algılar.

Tıpkı iş yerimdeki kadınlar gibi diye düşüncelere daldı. Yüzlerindeki detayları yük gören, yoketmek için bıçak altına yatan o kadınlar gibi… Hiçbirinde farklı bir detay kalmadı, hepsibirbirinin aynısı oldu. Daha dolgun ama manasız yüzleriyle bakıyorlar hayata. Hâlbuki gözlerimizin kenarındaki çizgiler gülüşlerimizden mirastır. Alnımızdakiler üzüntülerimizin detaylarını taşır. Onları silmek yaşamımızı silmek gibidir. Yüzümüzdeki detayları kaybedersekşu özet denilen ruhsuz kısa romanlara dönmez miyiz bir süre sonra?

İnsan neye ilgi duyarsa onun detaylarıyla daha fazla ilgilenir. Yolculuğunda etrafına ne güzel manzara diye bakan kişiyle jeolog arasındaki fark da bundan kaynaklanır. Jeolog o coğrafyadaki kayaların renklerinden içindeki mineralleri tahmin edebilir. Çünkü ilgisi dolayısıyla algısı bu yöndedir. 

Detaylarla ilgilendikçe bir çocuk sadece çocuk olmaktan çıkar, güleç, sevimli ya da mızmız bir çocuk olarak tanımlanır. Daha da detaya gidildiğinde uykuyu sevmeyen, gülünce dişleri pırıl pırıl ortaya çıkan, paylaşmayı seven bir çocuk haline gelir. Ne kadar ilgimiz varsa o kadar ayrıntılı tanımlama yaparız. Ve ayrıntılara odaklanmaya çalışmak bizim algımızın da kalitesini artırır. Olaylara sadece olduğu gibi bakmaktan çıkıp görünmeyeni anlamaya başlarız.


Detayları önemsemedikçe kaldırımın ortasında açan çiçek bir mucize değil, bir hata gibi görünmeye başlar… Bizi kızdıran evladımızın gönül almak için yaptığı şımarıklıklarıgöremeyiz, sadece yaramazlık yapıyor diye düşünürüz…

İşte bu ve benzeri düşüncelerle Gamze yaptığı hatayı fark edebilmişti. 

“ALLAH’ım, ödevini kolayca yapsın derken, kızımdan detaylarda sır yakalama, karakterin duygusuna girebilme imkânını çalmışım! Bu işi hemen düzeltmeliyim!” diyerek fırladı.

Kitabı elinden çekmesiyle kızı da ayaklandı ”Anne çıldırdın mı, ne yapıyorsun ALLAH aşkına?”
 
Özeti çöpe atarken şöyle diyordu Gamze “Satır aralarındaki mesajları göremediğin,güzelliğine şahit olamadığın bir kitabın projesini yapmanın anlamı yok. Ya bu ödevi hiç yapma ya da sana bir kahve yapayım ve kitabını okumaya başla. Üzgünüm üçüncü bir seçeneğe müsaade yok.”


“Hey Ya Rabbim, milletin annesi hazır ödev satın alır, benimki bana işleri zorlaştırıyor…”

“Detaylardaki güzellikleri algılamaya başladığında bana teşekkür edeceksin :) Haydi…”