Varacağın bir yer olmalı,
Varıp da dönmek istemediğin bir yer olmalı,
Ne olursa olsun vazgeçmemen gereken o yer…

Mal, mülk, para…
Ne varsa yerini dolduramadığı ,
O huzuru tattın mı?

Kalabalığın içinde de olsan,
İçinin bir türlü dolmadığı o yer…

Sonra sihirli halıyı serdiğinde,
Yalnızken bile yalnız olduğunu hissetmediğin o yer…

İşte orada sevinç, hüzün, ayrılık, mutluluk…
Ne varsa içini döktüğün,
Gözünden akan yaşların bir anlamı olduğu o yer…
Göğsünün genişlediği o yer,
Yattıkça yatmak istediğin o yer…

Ne de güzel orada küçülmek ,
Ne de güzel orada eğilmek,
Senden daha güçlü olanın seni kapsadığını bilmek,
Her şeye “O”nun gücünün yeteceğini yeniden dillendirmek…

Ne de güzel orada af dilemek,
Ne de güzel orada iyilik istemek…

Nefes aldığımız müddetçe,
Hatalarımızın bedelini ortadan kaldırabilecek bir güçle dertleşmek,
Ne güzel…

“O”ndan başka yer yok,
“O”nsuz içinde huzur yok,

Verseler dünyaları,
İçinde yoksa eğer “ O “ 
İstemem oradan bir zerre,
bir an…

Ne çok aradım seni…
Ne çok bu mu acaba dedim…
Ama varmadan anlamadım ki ben,
Varınca anladım ki sendin istediğim…

Bu ne zor varış,
Ne uzun bir arayış…

Bu ne olmazların varışı,
Bilseydim bu kadar kaybolur muydum önceden?

Bilseydim bu yolu,
Yoldan çıkar mıydım önceden?

Bu öyle bir varış ki,
Ucundan tutsan bile,
Tüm hayatını kaplayandır…

Ana kucağı, baba ocağı derler…
İnsanı en sarmalayan, rahatlatan yerler buralarmış…

Ama bilemediler ki,
Bu başka bir kucak, 
Bu başka bir ocak…

Öyle ya, 
Anam da
Babam da 
Bir aracıdır varmak için sana…

O yüzden,
Ben sana varınca, 
Sadece sen öyle istediğin için hürmetlidir,
Geriye kalan tüm “aracı”lar…

Kimsesizmişim aslında,
Sana varınca anladım,

Tüm varışlar,
Sonunda sana varmam içinmiş…

Şimdi yüreğim yanar, 
Mutluluğu şişenin dibinde,
Birkaç gram tozda,
Dansta, alışverişte,
Bir yasak sevdada arayan herkese…

Dilerdim ki hakkım olsun,
Hayat arabamla sana doğru yoldayken,
Yan koltuğuma birilerini de almak…

Ama üzüle üzüle öğrendim,
Başkalarının hayatına müdahale hakkımın olmadığını,
Herkesin arabasının tek kişilik olduğunu,

Neredeyse başkaları düzelmiyor diye kendini üzüntüden helak eden birinin,
Hayatını okurken öğrendim…

Şimdilik ancak dualarımdalar,
İnşaALLAH, 
Bir gün bizimle aynı yolda olacaklar,
“Sihirli halıya içini dökenler”in yolunda…

Dikiz aynasından bakacağım onlara,
Ve tebessüm edeceğim,
“Ne güzel kurtuldular” diye sevinerek…

Ve o ne güzel bir “Sahip” ki,
Kurtulanların aynı yolda olmasına,
Birbirlerine şahit olmasına izin verir,
Bizim kurtuluşumuza bizden çok sevinerek…

O ne merhametlidir o,
Ah bir bilseniz.
Ah kelimelerim yetse de bir anlatabilsem…
Belki ben anlatamam ama,
Şahit olup da anlayanlara selam olsun!


Merhamet, yoldaşın olsun…