Sınanacaktı insan,

Evlatlarıyla, mallarıyla, canlarıyla…

Bunu bilenler bel bağlamadı hayata,

Sermaye dediler bu ömür, ona göre harca.

Zaten bir mola yeri değil miydi dünya?

Kim otobüs durağına perde asar, havuz yapardı ki?

Bilemeyenlerse kazık çakacak sandı,

Zaten her asırda insanların çoğu hüsrandaydı.

Hırslandıkça hırslandı…

Benim olacak dedi,

Mallar, evlatlar, gerekirse canlar…

Bazıları o kadar haddi aştı ki,

“Sizler” dedi, “Bizler için varsınız, ancak izin verirsek yaşarsınız…”

Planlar yaptılar, tuzaklar kurdular,

Tuzak Kuranların En Hayırlısı’nı karşılarına aldılar.

“Bize vaadedilen topraklar var.” zannına kandılar,

Kutsal toprakları kana buladılar.

Çocuk, kadın, yaşlı demeden katledip,

Zulmün tarafında yer aldılar.

Ve bir çocuğun ağzından 

“Ölüm hayattan daha merhametli” 

Kelimeleri döküldü.

Ne bilirdi ki çocuk ölümü, öğrettiler.

Lehlerine sandılar verilen mühleti, 

Oysa dünya hayatı bir oyalanmadan ibaretti. 

Bilemeyenler de, sınandı ve kaybetti.

Vaadedilen topraklarda “Meğer söylenenler doğruymuş” dedi…