Hımm! Şehrin kadınları toplanmış. Ellerinde bıçaklar, minderlere kurulmuşlar. Sırtlarında yastık; oh ne rahat…. Gelsin portakal, gitsin elma… Ya da yok yok eksilmesin, hep artsın… Yiyelim, içelim; hep tüketelim…

E, tüketim yolu sadece yemek borusu üzerinde mi? İnsana nefes verilmiş… Solunum yolları, diye boşuna dememişler; çoktan seçmeli… Nefesi alırken de verirken de akciğere indiğinde de… Her aşamada… Mış mış mış da muş muş muş… 

“Duydun mu? Duydun mu?” Bak böyle deyince, heyecandan elini kesti. Mahallenin tüm haberlerini aldığını zannediyordu. Hiç kaçırmak ister mi? Duysa bile duymadım, der. Çünkü yeni bir ses, yeni bir tonlama… Belki farklı bir heyecan katar. 

Kimi, gördüğünü anlatır: “İnan bana gözümle gördüm. Yanında biri vardı. Kadına benziyordu. Bence kadındı. İnan doğru söylüyorum… Galiba aldatıyor, bence, gerçekten…” 

Mış mış mış da muş muş muş!..

Kimi, duyduğunu anlatır: “Kulaklarımla duydum. Dedi ki buralardan gidiyorum. Buralarda dediği kesinlikle iş yeri… Çünkü iş arkadaşına diyordu; üstelik telefonda… Yanlış duymadım; öyle dedi… Galiba işten ayrılıp, evi terkedecek…”

Mış mış mış da muş muş muş!

Kimi ne gözünü yorar ne kulağını… Deneyim transferi diye bir şey var öyle değil mi (!) Öğrenmenin en kaliteli yolu… E, deneyim transferinin iyisi kötüsü de olmaz… O zaman… Gönder gelsin… “Ne olmuş ne olmuş?..” “Ay, yok sana demedim tatlım. Öbür mevzuyu merak ettim…” “Aaaa, demek öyle demiş… Bak işte gördün mü; ben demiştim bu zaten böyle biri diye… Al sana ispat… Al işte, ispat… Daha ne olsun canım; kulağı ile duymuş kadın… Canikom kulak demişken, sen geçenlerde işitme testine gitmiştin… Ha, yaştan mıymış… E iyi bari; yaştansa önemli değil…”

Mış mış mış da muş muş muş!

Ne demiştik? Deneyim transferi… En etkili öğrenme… Deneyim transferinin iyisi kötüsü olmaz, dedik. Deneyimi transfer edenin iyisi kötüsü olur ama onun şuan yeri burası değil. Yani herşey bu kadar keyifliyken, o gerçeğin hiç lüzumu yok (!)

Bir mış, yan komşudan. Bir mış, karşıdan. Bir mış da alttan… Şu hayatta, komşusu iyi olmalı insanın… Muş muş muş için çok yorulmaya gerek kalmıyor; çevresi geniş olacak insanın… 

Ha, bir de entelektüel olursa insan iyi olur. Bilimsel bilimsel mış mış mışlarız. Kimsecikler anlamaz. Bir sen bir ben… Bir de… Artık kim isterse… 

Şehrin kadınları yerinden kalkmış… Otur otur nereye kadar… Hem sürekli aynı yerde… Bereketi kaçar lafların(!) Başka Züleyha’lar başka Yusuf’lar bulmak gerek… Yusuf da Züleyha’yı sevmişti yalanı için, biraz çalışmak gerekir öyle değil mi… Öyle bir senaryo yazılmalı ki izleyeni bol olsun. Herkes ayrıldı bilsin ama onlar kavuştu, desin… “Ayy çok romantik…”


Doğru mu yanlış mı; kimin umurunda… Bir iç çekişi derinden… Oh, ne lezzetli konuşması… Bazen şehrin kadınları bazen beyaz yaka dedikodular… Öyle canlar yandı ki o lezzet sofrasında… Kulun hakkı, kulun kulluk ettiğinde bakidir elbette. Ya şehrin kadınları… Sizin akıbetiniz de bellidir de belli bir zamana kadar, eğlenmenize müsaade edilmiştir. Gün gelir, yalan perdesi kapanır… Yeni bir perde ve yeni bir sahne… Onların hali nicedir!

Mış mış mış mıymış yoksa muş muş muş muymuş; az sonra açıklanacak!