Kolay mı? On bir ayın sultanı geliyor… Onu en güzel şekilde karşılamak, ağırlamak ve yolcu etmek gerekiyordu…
Mahallede herkesin bir görevi vardı… Herkes kendi kulvarında yarışa hazırdı… İlk sahura kalkışla start verilerek yarış başlayacaktı…
Ne yarışı mı?
Hayırda kim kimi geçecek yarışı…
‘Öyleyse ey müminler, siz de durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın’ ayetini bilenler, bunun hakkını verebilmek için sadece Ramazan startını beklemezdi ama yine de bu ay bir başkaydı… Ruhuyla, huzuruyla, paylaşımlarımızla, fark edişlerimizle bambaşkaydı…
Annelerimiz bir hafta önceden ‘Kimi, ne zaman iftara davet edeceğim?’ listesini hazırlardı. Ve tabii ki mahalledeki her anne, bu listeye göre hazırlanıp, komşularını sırayla evlerine davet etmek için de sabırsızlanırdı…
Muhtar amca, her sene olduğu gibi yeni listesini hazırlayıp; ‘Yetimler, dullar, yaşlılar, hastalar, ihtiyaç sahipleri şunlardır’ diye mahallenin hayır yarışına destek olanlardandı.
Ve tabii ki mahalledeki herkes ‘Bana kalmaz’ korkusuyla o listeye ulaşmak için yarışırdı.
Bizce zaten bu öyle sadece Ramazanlık değil, ömürlük bir yarıştı…
Kim bakkal amcanın veresiye defterinde komşusunun birikmiş borcunu kapatacaktı acaba…
Kim komşu Eda Teyze’nin yetim torunuyla ilgilenecek, kim gülümsetecekti acaba…
Kim mahallenin eşini yeni kaybetmiş Sevda teyzenin ve İbrahim amcanın evini temizleyecekti?
Kim onların iftar ve sahurunu hazırlayacaktı acaba… Bu konuda mahallenin hanımları kendi aralarında listeyi hazırlamışlardı bile… Hatta çocukların listeleri bile hazırdı…
Kim fırında sıraya girip, sıcak pideleri onlara götürecekti?
Kim geçen ay hastalanan komşusunu hastaneye götürüp, getirecek?
Kim onlar hastayken evlerini çiçek gibi temizleyip, buzdolabını, kilerini dolduracaktı?
Kim ‘Derdi veren, dermanı da verir İnşALLAH' diyerek teselli edecekti?
Kim okulda ihtiyaç sahibi öğrencilerin listesini alıp veli ziyaretlerinde bulunacaktı?
Kim mahallenin sağlık ocağının doktorları ile işbirliği yapıp ev ziyaretlerine eşlik edebilecekti?
Kim komşusunun iftara yakın geldiğini fark edip yemeklerden birer tabak tepsiye koyup ‘Hadi oğlum. Serpil teyzen şimdi yorgun argın geldi, uğraşmasın’ diyecekti…
Ve kim her sabah sahur mahmurluğuyla işe giderken apartmanın kapısını açıp gülümseyerek ‘Günaydın. Hayırla gidip, hayırla gelin evinize’ diyerek selamlaşacaktı.
İşte bu kadar ince ince işlenmiş bir hayır listemiz vardı bizim… Ama bu listemiz bir aylık değil, bir yıllık değil, bir ömürlüktü…
Çünkü biz;
‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir.’
‘Bir yetimin başına okşamak en büyük ibadetlerdendir.’
‘Gülümsemek sadakadır’ diyen bir inancın sahibi, kültürün evlatlarıydık…
Ve biz yarışacaksak birbirimize iyi gelecek, birbirimizi mutlu edecek, ferahlatacak, dünyada ve ahirette de beraber olacağımız bir yarışa katılanların kültürüne sahiptik…
Kim verilen her şeyin misliyle geri geleceğini bildiği bir alışverişi yapmak istemez ki? ‘Siz bir yaklaşın ben sizi on adım yaklaşırım’ diyen bir RABbe yaklaşmak için, kim yarışmaz ki…
Kimin bir çocuğun gülümsediğinde suratı düşüp, mutsuzluk oturmuştur yüreğine?
Kimin yeni evlenecek kızın çeyizine yardım ettiğinde malı eksildi ki?
Kimin fırında tam ekmek alacakken ‘Askıda ekmeğe de iki tane koy’ dediğinde o ekmeğinin lezzeti eksildi ki?
Kimin ‘Bu ay market alışverişinde bizim üstteki öğrenci çocukları da unutma Bey’ deyince aile huzuru kaçtı ki?
Hiç kimsenin…
O yüzden bunu bilen ve bildiğiyle hareket eden kendini eksilmiş, enayi gibi değil de aksine karlı bir ticaret yapmış bir tüccar gibi hisseder…
Çünkü verdiğin bir, aldığın on… Ve bu hiç değişmiyor…
Sabah komşuna bir gülümsediysen ve o gülümsemeyle bütün günü güzel geçiren bir komşun otuz kişiye daha gülümsediyse…
Oooo… Sizden karlısı yok… Düşünsenize… Sabah başlattığımız gülümseyişle birlikte her gülümseyişte payımıza pay kattık… Ve bunu sadece bir vererek yaptık… Bir gülümseyerek…
O yüzden yarışacaksak hep mahallemde öğrendiğim gibi ‘Hayırda Yarışanlardan’ olmak isterim ömür boyunca…
Neden mi?
Çünkü bu hayatta her günümüz bir sonraki güne sermaye ise sermayemizi hayırla doldurup taşırmak isteriz.
Heybemizi hep; bencil olmadan insanlara iyi gelen, doğru, faydalı, keyifli şeylerle doldurursak bire bin kattığımız bir sermayeye sahip oluruz…
Hayatta her insanın ‘Dünüme göre daha mutlu başarılı olmak istiyorum’ dediği bir hayatta böyle karlı bir alışverişi görmezden gelmesi hiç akıl kârı değil, değil mi?
Mutlu et ki, mutlu olasın… Huzur ver ki, huzurlu olasın… Fayda veren ol ki, zarar verenlerden uzak olasın… İyi ol ki, kötü olanlar sana çok yanaşamasın…
Eeee… Formülü bulduysak niye zorluyoruz ki… Ver ki vermediğini göresin, al ki almadığını göresin… Ver ki verdiğinin misliyle sana geri döndüğüne şahit olasın…
Çünkü hayatta en büyük alışverişini, verme alma işini kiminle yapacağını ve kârlı çıkacağını biliyorsan işin çok kolay…
O yüzden hayatta yarışıp, nefes tüketeceğimiz, soluk soluğa kalacağımız yarışı en karlı bitirmek isteyen bir mahalle olarak diyoruz ki;
Biz hayırda ısrar ediyoruz. Tıpkı bir çocuğun oyuncak da ısrar ettiği gibi ısrar ediyoruz…
Ve size de soruyoruz; Var mısınız hayırda yarışmaya…
12 Yorumlar
Ver ki vermediğini göresin, al ki almadığını göresin… Ver ki verdiğinin misliyle sana geri döndüğüne şahit olasın… emeğinize sağlık 🌸
YanıtlaSilHer detayıyla hatırlatılmış 11 ayın sultanı 🌸 ne güzel bir yazı olmuş
YanıtlaSilALLAH bir ömür güler yüzümüzle hayırda yarışmayı nasip etsin🤲
YanıtlaSilKaleminize sağlık💕
Mutlu et ki, mutlu olasın… Huzur ver ki, huzurlu olasın… Fayda veren ol ki, zarar verenlerden uzak olasın… İyi ol ki, kötü olanlar sana çok yanaşamasın… Formül çok basit RABbim bizlerin ihtiyaç gören , her daim hayırda yarışan kullarından olmayı nasip eylesin. Ramazanı Şerifimiz şenlensin bereketlensin huzur bulsun inşALLAH.
YanıtlaSilNe güzel bir konuya değinmişsiniz. Emeğinize sağlık
YanıtlaSil“Bu hayatta her günümüz bir sonraki güne sermaye ise sermayemizi hayırla doldurup taşırmak isteriz.” Ramazanı anlatan çok güzel bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık 🍃
YanıtlaSilVariz İnşALLAH ❤️ Kaleminize sağlık....
YanıtlaSilHep hayırda yarışan insanlarla olalım İnşallah
YanıtlaSilNe güzel bir mahalle
YanıtlaSilVarız İNŞALLAH
YanıtlaSilVarım . İyi olan her şey için - ah nerede o eski günler - demek ne kadar acı İnşallah bu yazılarla ve çevremizdeki iyi insanlarla yine o eski günlere döneriz. Bana kalırsa biz artık yarışmıyoruz kumar oynuyoruz .Yardımlarımızda bile kendi menfaatimizi ön planda bulundurup kazanımlarımıza da sadece kendimize kullanıyoruz. Ama yine de umutluyum o mahalleler tekrar inşa edilecek. Emeğine sağlık
YanıtlaSilhayatta yarışacağımız tek şey hayır olsun inşallah
YanıtlaSil