Kelimeler nasıl oluşur? Hiç düşündün mü?

Neden bazı kelimelerin bir dilde karşılığı varken,

Başka bir dilde karşılığı yoktur mesela?

Veya neden bazı kelimeler her dilde var?

 

İsim, ne işe yarar?

Varlıkları birbirinden ayırmaya…

 

Bir sınıfa girip, “Hey çocuk” diye seslense,

Bütün sınıf dönüp bakar.

Çünkü ismini söylediği kimse yok.

Ayırt edilebilecek bir ad yok.

 

Ki çocuk bile, bir isimdir aslında.

Bebek, çocuk, genç, erişkin, ihtiyar…

Hepsi, her bir yaş grubunu tanımlayıp, birbirinden ayrıştırmak için var.

 

İnsan kelimeyi diğer kelimelerden ayrıştırma ihtiyacı hisseder. 

Bu nedenle sık karşılaştığı şeylere isim verir. 

Çocuklarımıza neden aynı ismi koymadığımızın da cevabıdır bu. 

Evdeki 4 çocuğa aynı isim verilseydi, ismin anlamı olmazdı.

 

İşte; İsra, Arapça’dan başka hiçbir dilde olmayan, 

Kendine has isim verilmiş kelimelerden biridir.

 

Hızlı gece yürüyüşü, demektir.

İsra’yı üç kelimeyle açıklayabilirken,

Kadim Topluluklar bunu tanımlayan bir isim vermişlerdir. 

Demek ki onlar hem gece yürür, hem de gündüz.

Ve farkındalar. Bazı insanlar gece yol alır, bazı insanlar gündüz.

Bunu birbirinden ayırmak için,

İsra ismini koyarlar gece yürüyüşlerine…

 

Ama her İsra aynı mıdır sizce? 

Öyleleri vardır ki, İsra’sı, sigaraya, uyuşturucuya varmak içindir.

Öyleleri vardır ki, İsra’sı, yasak sevdalara düşmek içindir.

 

Bir de öyleleri vardır ki, onların İsra’ları, RAB’bine yakınlaşmak içindir.

Bir gece mübarek biri uyandırır. Onu mübarek bir yere götürür.

Ve o İsra, uğranacak son duraktır. 

Eşi benzeri görülmemiş bir yolculuğa çıkmadan önce…

Zamana meydan okurcasına,

Aynı zorlukları çekmiş farklı çağlarda tüm fedakârlarla,

Aynı yöne doğru yakınlaşırlar.

Hani bir şarkıda da geçer ya, olmazlara inat diye,

Aynen öyle… 

Olamaz dediğimiz her şeyin olduğu o gece…

 

Ama derse ki, benim hayatımda öyle bir mübarek yok ki beni uyandırsın,

Çevresi mübarek o toprağa, İsra’ya çıkarsın.

Yok ki tanıdığım bir burak, saniyeler içinde oraya varsın!

Ah bir burak olsaydı, ne güzel varılırdı o mübarek diyara,

Başını okşardık yetimin,

Selam verirdik ALLAH uğruna toprağın altında yatanlara…

 

Derim ki sana, ey güzel kardeşim! 

Her İsra, başka diyara olmak zorunda değildir. 

Yataktan musluğa, musluktan seccadeye varman da bir İsra’dır.

Bazen İsra, odadan odayadır.

Her İsra’nın arkasında da bir miraç vardır.

 

İsra’n seni bozacak şeylere ise, miracın orada olacak, yükseleceksin.

Şerde yükseleceksin.

Eğer İsra’n seni toparlayacak olan şeylere ise, müjdeler olsun! 

Hayırda yükseleceksin.

 

Belki, hayattaki en büyük destekçin artık yok.

Belki, seni koruyup kollayan o büyüğün yok.

Belki, üst üste kaybettin sevdiklerini.

Belki, yapayalnız hissediyorsun uzun bir süredir.

Unutma!

Her hüzün, bir İsra’ya gebedir.

 

Demek ki,

Senin için İsra vakti gelmiş,

Ve hatırla…

Her İsra, bir miraca gebedir.

Her İsra, bir miraca gebedir.

Her İsra, bir miraca gebedir. 

 

Yükselişin mübarek olsun!