Ahmet bir yandan yeni alınan test kitaplarını kitaplığına diziyor, bir yandan da mırıldanıyordu. “Of, of, offff! Desene ot gibi yaşayacağız bu sene…“

Aylin, ütü yaparken lise son sınıfa geçen oğlunun mırıldanmasına kulak kabarttı: 

-Ne oldu oğlum, niye söyleniyorsun kendi kendine?

-Anne ya, okuldan çık dershaneye, sonra eve gel, çalış, sonra tekrar okul… Gerçekten bu yıl böyle mi geçecek? Nasıl bir hayat bu, ot gibi resmen...

-Oğlum ot gibiyse ne güzel.

-Anne dalga mı geçiyorsun? 

-Yok oğlum, niye dalga geçeyim. Otun bir hedefi var bu hayatta. Keşke biz de ot gibi olabilsek.

Ahmet annesinin yüzüne anlamsızca bakmaya başladı... Meraklı gözlerle ne söyleyeceğini bekliyordu.

-Biliyor musun Ahmet; insanların çoğunun bir hedefi, bir amacı yok bu hayatta.

-Anne, hedefle amaç aynı değil mi ki?

-Amaç, senin motivasyon kaynağın, hedef ise bu amacı gerçekleştirmek için yapıp ettiklerin. Gel beraber camdan bakalım.

Anne-oğul, cama doğru yürüyüp bahçedeki yeşil alana bakmaya başladılar. Annesi anlatmaya devam etti:

-Ağaçlar, sonbaharda yeşilin yerine kızıla ve sarıya boyanırken, ilkbaharda tekrar çiçekleri ve yeşil yaprakları ile bize gülümserler. Pazardan aldığımız meyve ve sebzeler bile mevsime gore değişiklik gösterir. Hepsi bir amaca hizmet eder. Hayattaki her şeyde olduğu gibi. 

Ahmet, hareketli bir yaz tatilinin ardından, sıkı bir temponun içine girmişti. Tatil modundan ders moduna geçemediği için, ders çalışmakla, yazın son günlerinin tadını çıkarmak arasında bocalıyordu. Kuzeni geçen yıl iyi bir üniversite kazanmıştı. Ahmet bu başarıdan etkilenerek, nasıl hazırlandığını sormuştu. Kuzeninin tavsiyesi üzerine de bir etüt merkezine kayıt yaptırmıştı. Ancak daha ilk günden program O’nu sıkmıştı.

Aylin, oğlunun sıkıntısını çok iyi anlamıştı. “İstediğin bölüm için çok çalışman gerekiyor” demenin işe yaramayacağını biliyordu. Ahmet’in merakını çeken konulardan konuşmaya devam etti. Biyoloji, doğa ve hayvanlar küçüklüğünden beri ilgisini çekmişti oğlunun. 

-Sana desem ki sadece meyve sebzenin değil, sonbaharın da bir amacı var. Bakalım bu amacı bulabilecek misin?

-Sonbahar, yazdan kışa geçiş mevsimi. Yazın sıcağından kışın soğuna geçmek… Hani kızgın kumlardan serin sulara atlarsın ya… Haziran olsa, şu sınav bitse de yine yazlığa gitsek.

Aylin, aklı fikri deniz tatilinde olan oğluna gülümsedi: 

-Hah işte öyle değil. Birden kızgın kumlardan serin sulara atlamak gibi değil. Ayağını alıştırarak sokar gibi. Sonbahar, insanı hatta tüm canlıları kışa alıştıra alıştıra hazırlamak için var.

-Şu dersleri de alıştıra alıştıra anlatsalar ya…

-Alıştırıyorlar ya oğlum. Okul ile birlikte bocalamayın diye programa erken başladılar. Ne diyorduk biz? Mevsimlerden konuşuyorduk… Sonbaharın amacından… 

-Evet, hazırlık dönemi... O zaman İlkbahar da kıştan yaza hazırlanmak için var.

-Aynen öyle. İkisinde de bir hazırlık var. Mevcuttan yeni düzene ama detayda farklılıkları var.

İlkbaharda toprak bağrındakileri atmaya hazırlanır. Tohumlar çatlar, ağaçlar filizlenir, tomurcuklanır, doğa canlanır. Hayvanlarda da hareket başlar. Kelebekler doğada özgürce uçuşurlarken, yeni doğmuş kuzular her yerde koşuşurlar. 

İnsanlar da ilkbaharla birlikte neşeli ve coşkulu olur. Kış ne kadar iyi geçtiyse, o kadar iyi bir yazın habercisidir ilkbahar. İnsanın çalışması da öyle. İnsanın kışında, yani kıtlığında yazının bereketi belli olur. Kışın, güneşin az olduğu günlerde, uzun gecelerde, yapılan çalışmaların, yazdaki bereketini İlkbahar müjdeler.

-Hmm… Kışı değerlendir diyorsun yani anneciğim. Sonbaharın amacını hala anlamadım ama. Bana hep şöyle geliyor; yazlıktan dönüş, kankalarla hasret giderme, kış alışverişi, telaşlı bir koşturma…. Ama niye? 

-Çünkü bütün hazırlıklar yola çıkmadan yapılır, yoldayken bir hazırlık yapılmaz. O yüzden kış yolculuğunda tüketeceğimiz şeyleri, yazın son bereketiyle çıkan meyve sebzelerden yaparız. Reçellerin yapılması, turşuların kurulması, salçaların yapılması...

-Yani bir depolama, bir süreliğine yaşanacak bir kıtlık için hazırlık gibi mi?

-Evet. Ağaçların, sebze ve meyvelerin, kışın ihtiyaçları olacak güneş ışığını köklerinde depolaması gibi. 

-Yani üniversite sınavına hazırlanmak, öyle ikinci dönem başlanacak bir çalışma değil diyorsun..

-Bak ne güzel bir çıkarımda bulundun. O zaman tercih senin bu yola nasıl başlamak istersin?


Otu küçümseyen insanoğlu, eğer dikkatli bakabilirse, ottan çok şey öğrenecektir.